Dyt. İlker Pazarbaşı ile Keyifli Bir Sohbet - İyi Dilek

Dyt. İlker Pazarbaşı ile Keyifli Bir Sohbet

Herkese Merhaba,

Bugün röportaj konuğum çok değerli hocam İlker Pazarbaşı. Kendisi Fonksiyonel Tıp Diyetisyeni, Psikonöroimmünolog ve aynı zamanda çok kıymetli bir eğitmen. Ben de kendisinden Fonksiyonel Tıp Platformu’nun organize ettiği Fonksiyonel Tıp Yaşam Koçluğu Programı’nda eğitim alma şansına erişmiştim ve o zamandan beri öğrencisiyim diyebilirim.  Zaman zaman da birlikte grup çalışmaları yapıyoruz.

İlker Hocam bugün bizlerle olmayı kabul ettiğiniz ve vakit ayırdığınız için çok teşekkür ederim. Nasıl bir temponuz olduğunu tahmin edebiliyorum. İlk sorum da bu konuda olacak 😊  Her şeye nasıl yetişiyorsunuz? Güne kaçta başlarsınız ve ortalama bir gününüz nasıl geçer biraz anlatır mısınız?

Her şeye yetişmek bazen tahminimden zor oluyor ve aslında son birkaç gündür biraz yavaşlama kararı aldım. Yine de insan bir sürü şeyi yapmış olmayı istediğinde yerinde duramıyor. Kendine yüklenmeye başlıyor. Bir taraftan yetişmek diğer taraftan da dinlenmeye ve sevdiklerime zaman ayırabilmek için yapabileceğim en iyi şey iyi bir programcı olmaktır. Ben de bunu yapıyorum. Ayımı, haftamı, günümü planlayarak yaşıyorum. Bu şekilde hem çok iş bitirebiliyorum hem de zamanı kaçırmamış oluyorum. Örneğin güne saat 6.da başlarım. Hazırlanıp ofise geçene kadar saat 7’ye yaklaşır. Sonra bir motivasyon videosu izlerim. Hemen arkasından gelecekten bir günümü maddeler halinde şimdiki zaman kipinde yazarım. Bu beni çok heyecanlandırır. Genellikle hemen arkasından kısa bir meditasyon yaparım. Bu da heyecanımı tatlı bir şekilde yatıştırır. Özgüvenimi ve özsaygımı artırır. Hasta görüşmelerimi bitirdikten ve gelen sorulara cevaplar verdikten sonra kendi alanımda kendimi geliştirmek amacıyla en az 1 saatlik video izler ve notlar alırım. Bazı araştırmalar için de kendime zaman tanırım. O gün içinde yapmayı planladığım her şeyi yaparım, her yaptığım şeyden sonra yapıldığına dair işaret koyarım. Bu da motivasyonumu yüksek tutar. Akşamları aileme vakit ayırırım.

Alışılagelmiş beslenme bilgileri yerine çok farklı ve dikkat geçici paylaşımlar yapıyorsunuz. Fonksiyonel tıp konusuna nasıl ilgi duymaya başladınız?

2012 yılında psikonöroimmüoloji ile tanıştıktan sonra benim için her şey değişmeye başladı. Üniversitede öğrendiğimiz bilgilerin temelindeki varsayımların bilimsel ve yöntemsel hatalarla dolu olduğunu fark ettim. Doğrusunun ne olması gerektiğini araştırdım. O zamanlarda da yeni olan fonksiyonel tıp kavramı ile ismini bilmeden tanıştım diyebilirim ve bu bilgilerin temeli çok daha güçlü ve tutarlı bilimsel gerçeklere dayanıyor.

Ülkemizde fonksiyonel tıp ve fonksiyonel beslenme yeni yaygınlaşıyor. Firmanız Fonksiyonel Beslenme Akademisi de bu konuya büyük katkılar sağlıyor. Biraz çalışmalarınızdan bahseder misiniz?

Amacım insanlara doğru bilgileri sunmak, hedefim ise toplumda kronik sağlık hareketi başlatmak. İnsanların birbirlerine hastalıklarını değil, sağlıklarını anlattıkları günleri hayal ederek çalışıyorum. Şimdiye kadar ücretsiz eğitim serisi hazırladım ve her hafta instagram üzerinden canlı yayın yapıyorum. Danışanlarımdan gördüğüm kadarıyla en eksik olduğunu fark ettiğim bilgileri arşivliyorum. Yakın zamanda hem ücretsiz hem de ücretli programlar başlatıyor olacağım.

Bence iki önemli eksik var. İlki yanlış beslenme bilgisi ve yanlış beslenme alışkanlıkları. Doğru sanılan ama yanlış olan alışkanlıklar. İkincisi ise özsaygı yetersizliği. Bu ikincisi çok ağır. Kronik sağlıktan bahsediyorsak buraya da dokunmamız gerekir. Bunun için her güne yüksek motivasyonla başlamak, insanların birbirlerini ve özellikle de kendilerini yargılamamalarını sağlayabilmek onların sağlıkları açısından da büyük fayda sağlayacak. Bu nedenle çok kısa bir süre içinde 21 günlük alışkanlık değiştirme programı başlatacağım. Tamamen ücretsiz bu programa katılanların 21 gün sonunda hayatlarında yeni bir sayfa açmalarını hedefliyorum. Sabah motivasyon videosu ile başlayacağız, doğru beslenme bilgileri paylaşacağım, akşamları da hep beraber meditasyon yapacağız. Bu 21 günlük programın birçok hayatı dönüştüreceğinden eminim. İlerleyen zamanlarda ücretsiz seminerlerim olacak. Sonra daha fazlasını isteyen kişiler için daha kapsamlı programlar da oluşturuyorum. Onları da sunacağım.

Fonksiyonel tıp & fonksiyonel beslenme ile otoimmün hastalıklar arasındaki bağlantıyı açıklayabilir misiniz?

Bütün kronik hastalıklar ile arasında ilişki kurabiliriz. Otoimmün hastalıkların doğasına bakacak olursak çok yüksek derecede aktif bir bağışıklık sisteminden söz ediyoruz. Aynı zamanda da aşırı zayıf. Çok zayıf olduğu için çok aktif. O kadar zayıf ki, freni patlamış, kendini durduramıyor, dost ile düşmanı ayırt edemiyor. Bunun da önemli sebepleri var. Örneğin bağırsak geçirgenliği büyük bir etken. Hala doktor ve diyetisyenlerin bağırsak geçirgenliği ne demek sorularını hayretle karşılıyorum. Bağırsakların yüksek derece geçirgen olması, bağışıklık sisteminin yüksek derecede aktif olması ile paralel. Beslenme yetersizlikleri de eş zamanlı görülür. Bu durumda bağışıklık sistemi kontrolden çıkar. Bir de benim hücreme kısmen benzeyen bakteriler, virüsler, besin parçacıkları nedeniyle bağışıklık sisteminin kafası karışıyor. Tıbbi açıklamayı da yapayım: intestinal yüksek permeabilite nedeniyle immün sistem aktivasyonu ve disregülasyonu meydana gelir. Ek olarak moleküler mimikri nedeniyle yabancı ve oto antijenlerin arasındaki benzerlik immün sistemin otoantijene de saldırması ile sonuçlanabilir. Tek başına intestinal permeabilite beslenme yetersizliğine sebep olmaz, hiperaktif immün sistem de beslenme yetersizliğine neden olur. Beslenme yetersizliğinin de etkisiyle immün disregülasyonun şiddeti artarken, anti inflamatuvar öge yetersizlikleri bu şiddeti artırır.

Yeni eğitimler var mı? Heyecanla bekleyenler adına sormuş olayım 😊

Tabi ki var. Çok az kaldı 🙂  eli kulağında.

Psikonöroimmünoloji konusunu da biraz açabilir misiniz? Okurlarımızın mutlaka kısaca da olsa fikir edinmelerini isterim. 

Psikoloji (ruhbilim) – nöroloji (sinir bilim) – endokrinoloji (hormonlar) – immünoloji (bağışıklık sistemi) ekseninde bireye bir bütün olarak bakan ve tüm bu fizyolojik/biyokimyasal süreçlerdeki sorunların düzeltilmesi için gerekli doğal müdahaleleri yaparak (yani ilaç vb olmadan) vücudun kendini iyileştirmesine yardımcı olan bir bilim dalı.

Peki size hep diyetisyen ya da eğitmen kimliğinizle tanıyoruz. Biraz da günlük hayatınızdan bahsedebilir miyiz? İlker Pazarbaşı en çok nelere güler? Ne okur ( akademik yayınlar dışında) ? En sevdiği yemek nedir? Hep sağlıklı mı beslenir? İlgi duyduğu bir hobi var mıdır?

Ben karikatürlere bayılırım. Özellikle Yiğit Özgür, Selçuk Erdem, Serkan Altuniğne. Cem Yılmaz da çok güldüğüm karakterlerdendir. Arkadaşlarla dostlarla sohbet etmeye de bayılırım. Kitap okumayı çok severim. Özellikle evren, ruh ve yaratım gücü arasındaki ilişkileri anlatan kitaplar son zamanlarda daha çok okuduğum kitaplar. Ancak motive edici kitaplara da ağırlık veriyorum. Çünkü motivasyon en önem verdiğim konudur. Antony Robbins ve Ahmet Şerif İzgören örnek aldığım kişilerdir. En sevdiğim yemek doğrusunu söylemek gerekirse adana kebabı ve kelle paça 😊 bir adanalı olarak tabi. Hep sağlıklı beslenirim, bazen ekmek yerim, bazen tatlı yerim. Sadece bazen ile sınırlı kalır. Hobi olarak bir süredir ara verdiğim Yunancaya tekrar başlamam lazım. Yeni bir dil öğrenmeyi seviyorum. Hiçbir şey düşünmeden sadece kuşlara ağaçlara odaklanarak yürümeyi çok seviyorum. Bir de meditasyon benim için bir hobidir. Gerçekten keyfimi artırmak için de meditasyon yaparım.

Hocam sizinle olmak her zaman büyük keyif. Değerli vaktiniz için teşekkür ederiz.

Ben de teşekkür ederim efendim 🙂

Size ulaşmak isteyen okurlarımız için sosyal medya ve  iletişim bilgilerinizi de aşağıda belirtiyorum.

Fonksiyonel Beslenme Akademisi iletişim bilgileri: 0545 505 40 42

https://www.fonksiyonelbeslenmeakademisi.com/

bilgi@fonksiyonelbeslenmeakademisi.com

Instagram için tıklayın

Youtube kanalı için tıklayın 

Düşüncelerinizi Paylaşın

× WhatsApp